Vol.11--No.2019
CyberGuerrilla 2018
Sunday,Nov 17,2019 
By cyberguerrilla | September 25, 2018 - 22:09 | Posted in CyberGuerrilla | 1 Comment

İyi günler, Bayan Emine Erdoğan,

Size yazma fikri, “katı Müslüman değerlere bağlı olarak ‘alçakgönüllü ve mütevazi’ bir yaşam sürdüğünüz, saray mutfağında saatler geçirip elmaları fermante ettiğiniz sirke yaptığınız” iddianızdan dolayı aklımıza geldi. Bu iddianızı gözönüne alınca “alçakgönüllü ve mütevazi” yaşam tarzı hakkında ya yeterince bilgi sahibi olmadığınız ya da “alçakgönüllü ve mütevazi” yaşam tarzını bildiğiniz halde umursamadığınız anlamına geliyor. Bununla birlikte ortaya koyduğunuz bu söylemlerle, Almanya’da yaşayan halklar dahil olmak üzere, diğer halkları yanlış bilgilendirdiğiniz ya da kandırmaya çalıştığınız fikri uyanmakta. 1,500 Dolar’a aldığınız beyaz çayı binlerce metrekarelik “müvetazi” evinizde misafirlerinizle birlikte yudumlarken ne kadar “mütevazi” göründüğünüzü anlatamayız!

Geçen Ekim’de Brüksel’de Longchamps mağazazını ziyaret ederek 1,500 Sterlin harcama yapmanızın, Louise Avenue’deki bu alışveriş merkezinin korumalarınız tarafından sizin “son derece ucuz” çanta ve valiz almak için mağazaları dolaşırken ziyaretçilerin girş-çıkış’a kapatılmasının “alçakgönüllüğünüzün ve mütevaziliğinizin” bir örneği olduğunu düşünüyoruz!

“Mütevazi evinize” gelince. “Mütevazi ev” denince aklımıza gelen evlerden oldukça farklı olduğunu görüyoruz. İnşaat alanı 300,000 m2 alanı kaplayan bu ev, yüzlerce oda, ipek duvar kağıtları, oldukça “ucuz” İran halısı diyebileceğimiz halılar, oldukça “ucuz” parkeler vs. ile Iraklı diktatör Saddam Hüseyin’in saraylarını anımsatıyor. Hele ki hiçbir masraftan kaçınılmadan yapılan harcamalarla 500 milyon Sterlin’e ulaşan maliyeti ile bize oldukça “mütevazi” göründü! İlave olarak yaptırılan diğer “mütevazi” evlerinizi unutmamak gerekir. Bu tür yapıların ülke için iyi bir reklam olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Bunun ülke prestiji için çok önemli olduğuna dair bir kanı uyanmış olabilir. Bir kişi için hazırlanmış bu tür yapıların otoriter bir rejimi simgeleyebileceğini ve bunun ülke prestijini olumsuz etkileyebileceğini unutmamanızı öneririz. Otoriter rejimlerin diğer ülke halkları -özellikle Avrupa ülkeleri- nazarında itibar görmediği de açıktır.

Türkiyeli halklar ailenizin “alçakgönüllü ve mütevazi” yaşamınızdan kaynaklanan aşırı savurganlığınıza alışmışken, eşinizin servetindeki 139 milyon Sterlin kadarlık matrahın kaynağını merak etmediğimizi söyleyemeyiz. Bu gizem perdesini bizim için aralayacağınızı umuyoruz! Ayrıca eşinizin nasıl olup da dünyanın en yüksek maaş alan politikacılar listesinde 43,2 milyon Sterlin ile listenin en üstünde yer aldığını da açıklarsanız bizi mutlu edersiniz. “Darbe girişimi tiyatrosu” sonrası ortaya çıkan koşullarla eşiniz hakim durumunu sağlamlaştırırken ve daha güçlü hale gelirken, yoksulluk sınırında yaşayan halkın durumunun iyileşmesi neredeyse imkansız hale gelirken, bu servet artışı ve listebaşılığın gerçekleşmesinin “mütevazi” yaşamınıza etkisi büyük olmalı.

Türkiye’de ve diğer ülkelerde sizi destekleyen güruh tarafından dillendirilen bir diğer konuya değinmeden edemeyeceğiz: eşinizin birçok ülkeye liderlik ettiği konusuna. Biz de eşinizin birazdan değineceğimiz konularda gerçekten “iyi” bir lider niteliği taşımaktadır. Bunlardan biri 15 yaş altı çocukların yoksulluk oranı konusunda Güney Avrupa’nın azgelişmiş ülkelerine liderlik ederken onlara örnek olma konusunda büyük ilerlemeler kat etmiştir.

Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Sosyal Araştırma Merkezi tarafından hazırlanan rapora göre Avrupa Birliği standartlarıyla Türkiye’de yaşayan her üç çocuktan ikisi yoksulluk içinde yaşamaktadır. Türkiye’de 15 yaş altı çocuklar için yoksulluk oranı %63’tür ki bu oranla Macaristan ve Romanya için iyi bir örnek teşkil ediyorsunuz. Küçümsediğiniz Yunanistan’da %16 ve Italya’da %12,4 iken sizin ülkenizdeki orana en yakın orana sahip Romanya’da bu oran %36’dır. Kırsal kesimde yaşayan 2 milyondan fazla insan yoksulluk sınırının altında günde 3 Sterlin’den az gelirle yaşıyor. Kırsal kesim yoksulluğunun temel nedeni eşinizin tarıma ve hayvancılığa verdiği “büyük” destekten kaynaklanmaktadır ki eşiniz bu konuda da diğer ülkelere liderlik etmektedir!

Ülke çapında ortalama yıllık gelir sadece 5,000 Sterlin’in üzerinde ki bu gelir Birleşik Krallık’ta 21,000 Sterlin ki bu gelirin bu kadar yüksek olmasının nedeni eşiniz ve onun iktidarının yürüttüğü ekonomi politikalarıdır. Eşinizin yürüttüğü ekonomik politakalarla belirlediği asgari ücret ile kölelik koşullarında çalışarak ailesini tek başına geçindiremeyen insanların diğer aile fertlerinin de kölelik koşullarında çalışmaya itilmesiyle hala kıt kanaat geçindikleri gerçeğini hatırlatarak “yüksek” ortalama yıllık gelirin bu kadar yüksek olmasını sağladığınız için gururlu olduğunuzu düşünüyoruz.

Eşinizin yürüttüğü eğitim politikalarının diğer ülkelerde “hayranlık” uyandırdığını da söylemeden geçemeyeceğiz. Yürütülen ekonomi politikalarıyla tıpkı eşinizin istediği gibi oldukça mütevazi ve alçakgönüllü cahil bir nesil yetişmektedir ki eğitim kalitesi gittikçe düştüğü için eğitim kalitesine göre sıralandığında “sizi kıskanan” ülkelerüst sıralarda kalırken Türkiye gittikçe alt sıralara itilmektedir. Eşinize ve size bu konuda liderlik ettiğiniz için müteşekkir ülkeler olduğunu da söylenebilir. Sıralamada altına düştüğünüz birçok azgelişmiş ülkenin lideri Türkiye’yi referans göstererek eğitimde ne kadar geliştiklerini gösterebilmektedir!

Eşiniz döneminde Türkiye’nin liderlik ettiği diğer konulardan biri de yolsuzluk ve rüşvettir. Ülkede yolsuzluk ve rüşvetin yaygınlığını “darbe girişimi tiyatrosu” öncesi ve halihazırda sadece Meclis arşivlerinde yer alan yolsuzluk dosyalarından anlamanız mümkündür. Yolsuzluk ve rüşvet nedeniyle gözaltına alınıp tutuklanmadan serbest bırakılanların listesini göz ardı etmemek gerekir.

Eşiniz ve sizin “mütevazi ve alçakgönüllü” yaşamınız yıllardır devam ederken ülkenin çocuk ve kadın istismarı, kadına ve çocuğa yönelik şiddet ve iş cinayetleri konusunda elinden geldiğince liderliğe ilerlediğini açık bir şekilde görebiliyoruz. Çocuk istismarı ile suçlananların çoğunun serbest kaldığını ve bu suçluların bu suçları işlediği kurumların devlet tarafından teşvik aldığını bilmediğinizi düşünmek için hiçbir neden bulamadığımızı itiraf etmeliyiz. Kadına şiddetin kaynağını bilen eşinizin bu kaynağın yarattığı etkileri ortadan kaldırmak için herhangi bir önlem alma çabası olmadığını görebiliyoruz. Sizin bu anlamda çabalarınızı da göremiyoruz. Ateşi körükleyecek söylemlerde bulunduğunuzu da söyleyebiliriz. Kadınların birer sömürülen nesneye dönüştürüldüğü, köleleştirilen insanların çalıştırıldığı, kadınların nefes almadan dört duvar arasına sıkıştırılarak özgürlüklerinin kısıtlandığı haremlerin ilham verici eğitim tesisleri olduğunu söyleyen, sizin gibi hukuk eğitimi almış bir kişinin, bu ateşi körüklemekten başka bir eylemde bulunmadığınızı söylemek zorundayız. Sanıyoruz ki bu durum “alçakgönüllü ve mütevazi” bir yaşam sürmenizden kaynaklanmakta! Eşiniz iktidara geldiğinden beri artan iş cinayetleri ile diğer azgelişmiş ülkelere liderlik ederken Soma’da ölenlerin acısını “paylaştığınızı” ve “gerçek” sorumluların yargılanması için eşinize telkinde bulunduğunuzu düşünmek isteriz! Yaşadıkları bölgede onlara sunulan tek iş imkanı madende çalışmak olduğu için kölelik koşullarında ve kötü çalışma şartlarında çalışırken katledilen bu insanlara yapılanı reva görmediğinizi düşünmek isteriz de bütün sizden istediklerimizin boşa olduğunu biliriz! Beyaz çayınızı içerken bu ülkede taciz/tecavüz edilen, şiddete maruz kalan ve çalıştıkları işletmelerde katledilen emekçileri düşünerek onlar için adım atacağınızı umuyoruz da bütün umduklarımızın boşa olduğunu biliriz!

Son olarak -bazı insanların kendilerini rencide edecek eylemlerde bulunacağı fikrini desteklerken- sizi rencide etmek istemediğimizi söylemek isteriz. Fakat Almanya’daki halkların da Almanya’ya yapacağınız ziyaret sırasında sizin ve eşinizin katkılarıyla rencide olmasını istemeyiz.

Tüm samimiyetimizle,
Ulrike Meinhof Commando.

(Visited 694 times, 1 visits today)


  • You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.
  • Both comments and pings are currently closed.

This Post is Tagged with:

One Response to Bayan Emine Erdoğan’a Açık Mektup

  1. November 21, 2018 at 17:01
    BOZKURTTİM & PKK SİKEN AVRUPA SİKEN says:

    HASTIR MÜNAFIK SENİ LAN İT LAN DAĞ FARELERİ HADDİNİZİ ÇOK AŞIYORSUNUZ SESİZLİĞİMİZİ ZANEDİYORSUNUZKİ KORKAKLIK SAKIN SİZ SİZ OLUN TÜRKE BULAŞMAYIN BİR TÜRKE KARŞI HAREKET EDECEKSENİZ SİNSİCE YAPMAYIN DELİKANLICA YAPINIZ DÜŞMANLIĞINIZI BEN CUMHURU REİSİME LAF EDEMEZSİN SİZİN AGA BABALARINIZA BİR SORUN TÜRKLERDEN NE YEDİKLERİNİ BEN SÖYLÜYEYİM OSMANLI TOKADI ÇOK YEDİLER VE TÜRK YARAĞI YEDİLER ANLADINMI LAN SOYSUZ HAYİN İT DAHA SENİN AGA BABALARIN BU DÜNYADA DÖL İSRAFI OLMADAN ÖNCE BİZ TÜRKLER DÜNYAYA 2000 BİN SENDEDİR AYAK İZİMİZ VAR ANLADIN YANİ SİZİN YAPTIĞINIZ İŞLERİ İYİ BİLİYORUM ERKEKSENİZ GELİN TÜRK HACKERLERE BULAŞSANIZA YADA BANA BENDE BY BOZKURT TİMİMİN ADIDA BOZKURTTİM YADA BOZKURTLAR TİM HADDİNİ AŞMA TMM YOKSA ANSIZIN GELİRİZ SİZLERİ BİRKÖEDE SİKER ATARIZ ANLADIN BEBE

    ” BOZKURTTİM SİKER DÜNYA İNLER “

Whoever you are, we are ungovernable! Whoever lays his hand on us to govern us, is a usurper and tyrant, and we declare you our enemy.